Büyük itiraf: Maliye Bakanı: Türkiye en karanlık günlerini yaşıyor!


Büyük itiraf: Maliye Bakanı: Türkiye en karanlık günlerini yaşıyor!


Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yatırımcıya yönelik yaptığı bazı açıklamalar bana göre en büyük ve net itiraflardır.  Türkiye ekonomisi batmış durumdadır.

Ben değil, ekonominin patronu Şimşek öyle diyor. Üstelik açıklamalarında "Türkiye'nin bütün varlıklarının şu anda değerinin altında satıldığını" da ititraf ediyor.

Akıllara hemen Türkiye Varlık Fonu'na devredilen, Türk ekonomisinin sigorta şirketleri geliyor.(Ziraat ve Halk Bankaları, Eti Maden, Türkiye Petrol vd vd.) Vaktini ayna karşısında saçına saatlerce jöle sürmekle harcayan bir şahsın denetimi ve işletmesi altında olmasını bir tarafa koyalım; sayın Şimşek, bu kurumların değerinin altında özelleştirmeye açıldığını ima ediyor, gelin alın, biz de satalım diyor, ve oradan halihazırda gelen milyar dolarlık kazanç, üretim yerine yabancı emperyal kapitalist ülkelerden kredi alınabilinmesi için değerlendiriliyor... Yani halk ağzıyla "bankaya ipotek ve rehin veriyoruz bu kurumları ve ekonomik gücünü". Ülkenin geleceğinin tek ve nadir kurumlarını!

Sayın Şimşek'in sözlerini hatırlayalım, "En karanlık saatler, insanların en korktuğu saatlerdir. Ama en karanlık saatler güneşin doğumunda hemen önceki saatlerdir. Şu anda Türkiye'den kaçmak ya da uzaklaşmak doğru strateji olmayacaktır. Türk varlıkları şu anda değerinin altında. Hangi standarttan bakarsanız bakın normalde bu içinde olduğumuz zamanlar piyasaya girilmesi gereken zamanlardır. Piyasadan kaçma zamanları değildir"

Türk Ekonomisi'nin patronu bu itiraflarda bulunuyor. 

Türk halkı korkuyor.. Yatırımcı korkuyor... Şirket sahibi korkuyor... Esnaf korkuyor... Borsacı Kokuyor. Doktor, mühendis, mimar.. herkes korkuyor.

O halde kim yatırım yapacak? Yatırımcının ensesine vurup elinde ne varsa alınabilecek bir yönetim ve siyasi rejim uygulamaya sokulmak istenirken, kim yatırım yapacak? Kim binlerce istihdam sağlayan fabrikasının anahtarını değerinin altında verecek? Kim mi? elbette herkes.. İstersen verme, biliyoruz ki alınır!

Yatırımcı, Girmek istedğini bir ülkenin maddi gücünden ziyade, o ülkenin yargısının tarafsızlığına, yargıya güvene, bireysel mülkiyet hakkının adill bir şekilde evrensel hukuki haklarla korunup korunamadığına bakar. Biz sağlıyor muyuz peki? Koruyormuyuz yatırımcıyı, beyaz şapkalı kapitalistleri? Kim gelecek.

Çünkü "En karanlık saatleri yaşıyoruz" Referandumda 'bir olasılık' önü belirsiz bir istikrarsızlık getirecek. Karanlık ne kadar sürer bilinmiyor. Ama bilinen bir gerçek var. Türkiye'nin 100 yıldır edindiği birikimleri ve değerleri var. Ekonomi Bakanı da tam bu noktaya değinmek istemiş. "Görünmeyen gelecek ekonomik kayıp ve çöküşe neden olur.."

Ekonomik ve siyasi istikrarımızı "100 yıllık yakın geçmişimizin derin tecrübe ve bilgisiyle" sürdürmeliyiz. Ekonomi siyasetten, siyaset de ekonomiden bağımsız işleyişini sürdüremez. Referandum sonrası sağlanacak olan siyasi istikrar, ekonomik istikarı ve güveni de arttıracaktır.

Para bir ülkenin varlığının teminatıdır, ancak tehlikelidir. Paranın en tehlikelisi ise sizin olmayan, ama sizde olan paradır. Bu paranın meydana getireceği yıkım çok büyük olur. Ülkeleri yıkar, sömürge ülke haline getirir! Modern Çağ'da bile, bazı ülkelerin içine düştüğü durumlar incelendiğinde, sömürge haline gelmelerine bu paranın neden olduğu görülebilir: "Kredi"

Yakın geçmişte Mısır, İngilizlerin verdiği yüksek miktarda kredilerden(Süveyş Kanalı'nın finansı, Mısır devletinin Yollar ,köprüler ve halkı rahat yaşatmak ve karınlarını doyurma vaadlerinin bedeli) oluşan borç okyanusunda boğulmaya başladığını anlayınca isyan bayrağını açmış, "tek taraflı olarak bu paraları ödemeyeceğini" ilan edip rest çekmişlerdi. Ve İngiltere Kraliçesi ordusunu gönderip Mısır'ı işgal edip sömürge haline getirdi..

Yukarıda yakın tarihte meydana gelen basit bir örneği gördük. En azından belirttiğimiz örneği Maliye Bakanı Şimşek'in değerlendirmesi elzem bir mecburiyettir, bunu anlıyoruz.

Türkiye'de yapılan Kanallar, köprüler, yollar, ekomonik parlamalar, İşsizliği, -en azından referanduma kadar- sahte işçi alımları, bankalar üzerinden halkı kredi batağına sürükleme politikaları... Akıma gelmişken Türkiye'de kredi borcu olan insanların sayısı kaç? "2017 verilerine göre yaklaşık 50 milyon insan bugün kredi borçlusu"

Şunu anlıyoruz. Devlet kredi batağında, halk kredi batağında, bireyler tüketici konumunda ve borç batağında, ve çoğunluğu açlık sınırı altında yaşıyor.

Fransız Devrimi'ne, halkın fakir ve aç olması değil. Zenginlerin parasının değer kaybetmesi ve zenginlerde oluşan "fakirlik korkusu" en önemli nedenlerin başınında geliyordu.

Şimdi Türkiye, özellikle Arap Ülkeleri'nden gelen şişirme kredi ve borçlanmalarla ne kadar ekonomik istikrarı ve gücü elinde tutabilir: Hiçbir zaman tabiki. Maliye Bakanı Şimşek'in dediği gibi. "Türkiye en karanlık günleri yaşıyor."

Modern ülkelerde olduğu gibi "kurtuluş" gayet açık: Bilimde, teknojide, tarımda ve eğitimde "üretimi" sağlamak. İşte yatırım ve kazanç budur.

Sayın Bakan, Yabancı yatırımcıyı, ülkeniz varlıklarını değerinin altında satın almaya davet etmek çok ama çok yanlış bir yaklaşımdır. Sultan Abdülhamit'in Osmalı devletine soktuğu "Yap-İşlet-Devret" şekliyle Osmanlı varlıklarını ve topraklarını yabancı devletlere peşkeş çekmesiyle aynı mantık sizin davetiniz...