İnsanca Yaşamak


İnsanca Yaşamak


Gazete kokusu, Çay, Simit ve Peynir ittifakına koştum gün ağarırken ama...

Çok zor ve acı günler geçirdiğimiz ülkemde, insanlığın bitip tükendiği, korku hakimiyetinin sürdüğü, acımasızca katliamların sürdüğü, Ortadoğu'dan farksız Suriye, Irak tarzı bombaların patladığı, insan özgürlüğünün kısıtlandığı, işsiz ve aşsızlığın, kapitalizmin doruk noktasına vardığı TÜRKİYE'mde insanca yaşamak...

Özgürlükleri bağlayan bütün zincirler kırılmalı. Bütün gün çalışan borcu olan kira , elektrik, su, mutfak, kredi ödemeye çalışan fakirleştirilmiş, kendi halinden başka birşeyi düşünemeyecek duruma getirilmiş eli kolu bağlanarak mahkum konumuna getirilmiş; Taraftarı olduğu futbol takımının rekleri ve logosunu görünce nasıl coşuyorsa, siyasi görüş-fikir-özbilgi noksanlığıyla, 'ülkemin yarınlarını' düşünmeksizin benim partim , senin partin ayırımı ile oy kullanıp parti destekleyen toplum bireylerinin geç kalınmış pişmanlıkları!.

Sadece bakkal, manav, ve kasapta eriyip giden, İşyerinde veya bankamatik önünde cebine koyduğu asgari ücretinin evine vardığında cebinde olmadığı hüznünü yaşayan.. Her sokak arasında bir mantar gibi türeyen Şok, Bim, A101 gibi marketlere mecbur edilen esnaf ve halk, AVM'lerin "ikinci ev" değil "birinci ev" olduğu pompalamasyonu ile lüzumsuz alışveriş çılgını haline gelmiş farkındasız zavallı ben, sen,biz,onlar, hepimiz!... Batan yok olan esnafa yönelik, "Kardeşim siz de toplanın ortak market açın" diyen ülke yöneticileri galiba iki kardeşin bile araya para girince düşman olup hatta birbirlerini öldürdüğünün farkında olmadığı, turizmi bitmiş, ihracatı bitmiş, esnafı bitmiş, vatandaşının cibinde metelik kalmamış ülkemde insanca yaşamak...

Sabahın erken saatlerinde güneşin doğuşuyla markete yöneldim bugün; Hani herkesin değil ama çoğumuzun bildiği, sayfaları ilk açılmış gazete kokusu, çay, simit ve peynir ittifakına koştum..

Bu kez farklıydı ama!.. O gazete kokusu, birbirine hakaret eden siyasilerin ağız kokusuna karışmış.. 'tavşan kanı çay' Ankara'da hain saldırıda yaşamını yitiren vatandaşlarımın kanıyla karışmış... Tezgahtan aldığım simitin üzerinden dökülen susamlar, tıpkı hain bir bombanın katlettiği insan bedenlerinin yerlere döküldüğü gibi betimleniyordu gözümüm önünde... Aldığım 200 gramlık bir peyaz peynir olsa da, arkasını terör örgütüne dayayan sözde siyasetçi kadınları hatırlattı bu kez bana.!

Siz söyleyin a dostlar, nasıl geçer böyle sabahlarda böyle sabah kalvaltıları insanın kursağından!

İşsizlik, satılık evler, oteller vs.. Nasıl düştük bu hale yahu? isyan etmemek, bağırmamak, kendinden geçmemek ne mümkün, neyi değiştirmek gerek, akıl, mantık, yoksa örümcek ağları kaplamış zihniyetleri mi...

Nazım Hikmet dizeleriyle bitiriyorum yazımı

Ben yanmasam,
Sen yanmasan,
Biz yanmasak,
Nasıl çıkar bu karanlıklar aydınlığa...
.

Hayatınızdan umut sevgi ve özgürlük eksik olmasın.