Bin çakal havlaması bir aslanı korkutmaz, bir aslan kükremesi bin çakalı titretir...


Bin çakal havlaması bir aslanı korkutmaz, bir aslan kükremesi bin çakalı titretir...


Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile... Uyan ve kalk, aç gözünü aydınlığa, bak eğilmiş dallar, bükülmüş ağaçlar, Mehmet'ler uzak, karanlık ve soğuk diyarlara yol almış gidiyor, sisler, puslar ve dumanlar üzerinde ağır ağır harekat eden bir kayığın içinde; kürekçileri karanlık ve sinsi tipler ve bu tipler elinde kürekle değil silahla çekiyor yiğidimi, kahramanımı bilinmez karanlığa. Bir roman olsa, şiir olsa ülkemde yaşanan bu olaylar, korkunun, vehşetin ve dehşetin Nobel'ine layık görülür, yazarı da idam edilir, cansız cesedi indirilip sehpadan tekrar idam edilir aynı sehpada ve tekrar idam, tekrar.. tekrar... Uyan ve aç gözünü milletim, bak bu idamlık faniler nelerle ödüllendiriliyor bir 'ada' da!

Hain pusular, aileler feryat, figan birleşmiş... omuzlar çökmüş, başlar dik, gözler yaşlı avaz avaz, Mehmet'in, Ali'nin, Ahmet'in bebekleri neler olduğundan habersiz, babadan yoksun Al Bayrak'lı tabutun başında, baba kokusunu son defa hissederek uğurluyor yiğidini yiğit olarak...

MEMLEKET davası bu can dostum, canlar, ciğerler paramparça, ana, çocuk, yar aklın bir köşesinde, kavuşamadan kara toprağa, herkes sessiz, eller başta bekliyor,'acaba ne zaman bitecek bir avuç kara toprak için bu kan' bebekler ne zaman kavuşacak şanlı Türk Bayrağı'na sarılmamış, tabuta konmamış babalarına...

Dağlar, ey vicdansız dağlar, tükürüp atamadın içindeki bu hastalığı, virüsü mikrobu... büyükdükçe büyüdü, kanser oldu, ur oldu, ölüm oldu bulaştı bize de...

Olmasaydı sonumuz böyle, giymeseydik kanlı kefeni, birer tomurcuktuk hayatın kollarında, birer serçeydik bahar dallarında, güzel vatanımın nur yüzlü evlatları, hakkımız sonuna kadar helal size; Sizler bize helal ettiniz mi hakkınızı? Koruyamadık kalleş dağlarda sizi, sahip çıkarken memleket topraklarına, sahipsiz kaldınız, üşüdünüz, titrediniz, aç kaldınız helal edin hakkınızı...

Cennet vatanım güzel ülkem ses ver, sahip çık, nereden nereye geldik nereye gidiyoruz, Korkma Sönmez Bu Şafaklarda Yüzen Al Sancak..., Muhtaç Olduğun Kudret Damarlarındaki Asil Kanda Mevcuttur...; Bu vatan sahipsiz değildir... Bin çakalın havlamasıyla bir aslan irkilmez, bir aslanın kükremesiyle bin çakal titrer!

Söz konusu VATANSA gerisi TEFERRUATTIR. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...

Sevgiyle kalın sahip olun vazgeçmeyin...