Dönüşüm veya Başkalaşım!. Ama ben 'Dönüşüm' diyeceğim..


Dönüşüm veya Başkalaşım!. Ama ben 'Dönüşüm' diyeceğim..


Nereden aklıma geldi bilmiyorum. Belki çok çirkin bir benzetme olacak ama niyetim bir kötüleme veya aşağılama değil.. Franz Kafka'nın Dönüşüm adlı klasiğini bir solukta okuyup bitirmiştim. Aradan o kadar zaman geçmiş olmasına rağmen bende garip hisler bırakmış olan o muhteşem romandan kısa bir dem vurmak istedim. Beni bu konuya demleyen ise MHP'lideri Bahçeli'nin Dönüşüm'ü oldu aslında. 

Bir dava adamısınız, sorumluluklarınız var, hem de öyle böyle değil, aile yükü koca bir dağ gibi omuzlarınızda ve siz işe gitmelisiniz, kuşların bile sıcak yuvalarından henüz çıkmadığı sabahın o karanlık saatlerinde. Ailenizin borçlu olduğu durumlar var ve siz gurur ve onurla bunun da üstesinden gelmelisiniz, söz de verdiniz üstelik bunun için, ve onların gelecekte daha refah bir hayat yaşayabilmeleri için ettiğiniz yeminler ve verdiğiniz sözlere sadık kalmanız da gerekmektedir. Öyle ya, dava adamının sözü namusudur, şerefidir. Sırt çeviremeyeceğiniz bu mecburiyet baskısı yere doğru eğmektedir sizi belki yavaş yavaş.. Dizlerinizi titreterek kıran bu yük hedefine varmalıdır. Aksi halde siz yerlerde bir sürüngen gibi yaşamaya mahkum kalırsınız. Evet bir davanız var...

İşte böyle mecburiyetlerle henüz gece ve sabahın arasındaki soğuk çizgide uyanıp yatağınızdan kalkmaya çalıştığınızda garip bir şekilde birşeylerin ters gittiğini hissedersiniz. Alışık olduğunuz bedeninizde bazı değişiklikler fark edersiniz bir an. Emin olmamakla birlikte, göz ucuyla eğilip karnınızın çevresinde göz ucuyla kontrol ettiğiniz çok sayıda, kısa kısa bacaklarınız olduğunu dehşetle görebilirsiniz.. Sonra vücudunuzun genişleyip dairemsi bir şekil aldığını, sırt kısmınızın ise sert bir kabuk tabakası ile kaplandığına şahit olabilirsiniz belki! Bir acayip canlı haline gelmişsinizdir ve bunu sizden başka herkes kabul ediyorken çaresiz, bir tek siz kabul etmemiş olabilirsiniz mesela..

Alışkanlıklarınız.. Ağız tadığınız, oturduğunuz koltuk, yattığınız yatak ve artık kabuksu deriniz nedeniyle bedeninizin ölçülerine uymayan bir elbiseniz vardır.. Beklenmedik şekilde, sağ tarafınıza bakıp tebessümle gülümsediğniz bile görülmeye başlanmıştır artık. Siz hala bir insan gibi konuştuğunuzu sanırken gerçekte bir böceğin cırlaması veya tıslaması gibi ses çıkıyordur tabaksı ve kalınlaşmış dilinizden mesela.. Böyle bir durumda artık beden olarak bile farklı iki canlı haline geldiğiniz dava arkadaşlarınızın sizi anlamaması normal değil midir? Peki, aynı aileden dava arkadaşlarınız sizden kurtulmanın yolunu ararken koca ülke sizi nasıl anlar ve kabul eder....

Değerli okurlarımız, biraz garip bir konu ve örtük tasımlarla dolu, bahsi geçen kitabı okumamışlar için anlaşılması zor bir yazıyla sizleri sıktığım için gerçekten üzgünüm.. Ama Sayın Bahçeli'nin bir anda gerçekleştirdiği bu muhteşem "Dönüşüm"'ü en kibar böyle bir benzetmeyle ifade edebileceğimi düşündüm. Okuma vaktiniz olursa "Dönüşüm'ü" siz de okuyun lütfen. Sağlıcakla kalın..