Kapımız çalınıyor! Apartmandaki hain komşu dikkat


Kapımız çalınıyor! Apartmandaki hain komşu dikkat


Eş dost, akraba komşu, bir apartman sakini olmuşsunuz ayrı dairelerde mutlu-mesut yuvarlanıp yaşıyorsunuz yıllardır... Ne pembe bir tablo! Ama bir gün...

Akşam evinize geliyorsunuz, kapınıza komşunuzun isminin yazılı olduğu bir isim tabelası asılmış, şaşkınlık içerisinde, emin olduktan sonra anahtarınızla bir deneme yapıyorsunuz ve kapı sonuna kadar açılıyor! her şey normal, yanlışlık yok, eşyalar sizin, ömrünüzün uzun yıllarını çalışıp didinerek geçirdikten sonra sahibi olduğunuz, değilse bile, canı pahasına fedakarlıklarda bulunarak alınmış olan ata mirası olan bu ev, evet kendi eviniz...

Bunun bir açıklaması olmalı ve o açıklamanın kaynağı da kendi kapınızda ismi yazılı olan hemen karşı dairenizdeki kardeş komşunuzdur.

Tüm bu olup biten olaylara duyduğunuz öfke, şaşkınlık ve merak komşunuzu rencide edip kırabilir düşüncesiyle kapıyı nazikçe çalarsınız. kapıyı sonuna kadar açan ve edaları melekleri kıskandıran o komşuya durumu açıklarsınız.

Ev sahibi: Sizi bu saatte rahatsız ettiğim için çok özür dilerim, ama kapımda sizin isminizin yazılı olduğunu belirten bir isim tabelasını görünce, buna mecbur kaldığımı ve bir yanlışlık olduğunu sizinle paylaşmak zorunluluğuna girdiğim için beni affedin ne olur...

Komşu: Ah sevgili komşum evet haklısınız. Sizi o kadar çok seviyor ve sayıyoruz ki, sizin de bizim için bu duyguları beslediğinizden en ufak bir kuşkumuz da yok bilirsiniz., o isim tabelasının size bir rahatsızlık vermeyeceğini düşündük; Ha sizin kapınız ha bizim kapımız, ne fark eder ki? bırakın dursun... Üstelik siz olmadığınız zamanlarda evinizi korumak maksadıyla bize emanet ederseniz de bizi onurlandırmış olursunuz...

Ev sahibi: Pekala.. Çok da önemli değil, bırakalım dursun siz nasıl istiyorsanız öyle olsun... dediğiniz gibi galiba evime sahip çıkma konusunda haklı olabilirsiniz, burada bulunmadğım zamanlarda hırsız, insanların malında gözü olan o aç namussuz insanlardan korursunuz evimi. size anahtarın bir yedeğini teslim etmeyipte kime teslim edeceğim; öyle değil mi sevgili komşum?...

Aradan geçen çok kısa zaman sonra yine bir gün, kapı üzerinde o komşunun isminin yazılı olduğu kendi dairenize, kendi anahtarınızı kullanıp kapıyı açarak giriyorsunuz; -Size karşıdan bakıldığında soğuğun etkisiyle oluşmuş sarkıt ve dikitlere benzediğinizi hatırlatalım-, Gördükleriniz karşısında donmamak elde değil ama evinizin içinde bulunduğu bu manzaranın soğukluğu sizi titreterek ayakta tutuyor.. Evet hiç aklınıza gelmezdi ama karşı komşunuz sizin evinize sizden önce girmiş ve sanki bir misafir bekler gibi sizi karşılıyor!

Ev sahibi: Neler oluyor burada?

Komşu: Ah sevgili komşum seni o kadar çok seviyor ve saygı duyuyoruz ki bizim için de aynı duyguları beslediğinizden hiç şüphemiz yok, Ha bizim evimiz, ha senin evin, Ha senin evin, ha bizim evimiz... Ne fark eder değil mi?...

Ev sahibi: Çok haklısınız, bende sizi çok seviyorum ve saygı duyuyorum, tıpkı kardeş gibiyiz sizlerle, ne fark eder...

Çok fazla zaman geçmeden yine bir iş dönüşü anahtarınızla kapıyı açmayı denediğinizde kapının açılmadığı fark ederek hiddetle kendi dairenizin zilini çalarsınız, sizi çok seven ve saygı duyan karşı komşunuz; "Ha sizin, ha bizim. ne fark eder.." der. Bu hikayenin geri kalanı okurun hayal gücünün sınırsızlığıyla daha zengin hale gelip vücut bulabilir.

Güvenlik güçleri ve hükümet kendi içinde hesaplaşıp yine kendisiyle savaşırken, kendi hatalarının vebalini de masum vatandaşlara fatura etmeye uğraşırken, haklarınızın gasp edilmesini önleyeyecek zamanı bulamaz halde olabilir.

Artık su götürmez bir gerçeklik haline gelmiş olan bölücü terör örgütü PKK'nın meclise kadar getirilmiş olan siyasi oluşumu HDP örgütü vardır ülkenin doğusunda. Bu şanlı coğrafya üzerinde yaşayan her birey, bu 2 örgütün, simgeleri, filama ve tabelalarında kullandıkları, doğanın o tertemiz renklerinin muhteşemliğine zıt olarak kirli ve siyah olduğunun farkına varmalıdır.

Evet bu iki örgüt, birgün sizi yurdunuzdan vatanınızdan edecek planları yapmakta ve uygulamaktadır hiç zorlanmadan. Antalya Alanya halkı, geçen hafta "Bayrakla HDP tabelasını eş tutan soysuzlardan" o tabelanın indirilmesini istemiş ama binlerin bu isteği sonuçsuz kalmıştı; Alanya 6 gün sonrasına gebe kalmıştı ve bunun bir sonu olacağı gün doğması kadar kesindi... İndilmeyen terör simgesi haline gelmiş olan o tabela, aradan geçen 6 gün sonrasında onbinlerce Alanyalı vatandaşın katılımıyla polisin sert müdahalesine rağmen indirilmiş parçalamış yerine de Dev Türk Bayrağı asılmıştır.

Evet, insan kardeş derken, komşu derken, bir kere Alanyalı gibi düşünebilmeli. İçten içe haince değil, dıştan dışa mertçe, dürüst insan olmak dileğiyle...