Orus..udan Yörük olmaz...


Orus..udan Yörük olmaz...


Değerli okuyucumuz, köşe yazım kaba sözler ve seviyesiz ithamlar içerecek, bu nedenle şimdiden affınıza sığınıyorum.

Çok yazık, ülkemiz 27 Mayıs 2013 tarihinde 'Gezi, Parkı' olaylarına sahne oldu, doğa yanlısı halk bir anda hükümete karşı eylemlere girişir hale getirildi, hükümet yanlısı halk da bu eyleme karşı eyleme geçti. Devlet halklar arası bir çatışmaya, bölünmeye meydan verdiğinin farkına bile varamadan, bölücü bir terör örgütü olan PKK bunun farkına hemen vardı; Öyle ki bir dozerin önüne ilk yatanın da PKK'nın siyasi kanadı olduğu sugötürmez bir gerçek olan HDP'li sözde vekil Sırrı olduğunu hemen hatırlarsınız. Sonraki yıllarda olacağı gibi terörün ekmeğine ballı kaymak sürdü mevcut hükümetimiz...

Evet Gezi Parkı olaylarını tekrar hatırlatmaya gerek yok çoğunuzun bir ağaç olarak, çoğunuzun ise hükümeti devirmek için bir eyleme dönüştüğünü düşündüğü malumdur.

Devlet halkına tarihi geçmiş biber gazını mübah görürken, elinde silah olan, kan olan PKK'nın bu defa bir anda çiçek gördük, yeşil gördük, ağaç gördük elinde... Siyaset buna denmez de neye denir? Halkın bilinç altında devletin elinde silah, mermi... yıllarca kan akıtan, bebek öldüren, kanlı elleri silahlı bilip tanıdığımız teröristlerde çiçek vardı.. ağaç vardı.. Seçime girer bu sempatiyle, barajı da aşar ve Türk siyaset tarihi kara sayfalarını bir bir yazmaya başlar o günden bu güne...

Çok fazla konuyu uzatmadan tam bu noktada hemen olaya girelim; "elinde çiçek olan" evet hangi kadın bir çiçeğe sırtını dönebilir ki? bu durumda duygular mantığın önüne çelik bir duvar örer de insanın hata yapmasına neden olmaz mı hiç? Gezi Parkı'nda 21 yaşlarında "Kırmızı Fularlı Kız" (Ayşe Deniz Karacagil) olarak ün yapmış eylemci kız...

Hükümetin uyguladığı en yanlış politikalardan olan Gezi Parkı; Antalyalı bir kızı terörist yaptı. Nasıl mı, şu anda kaçacak delik arayan sözde savcıların cezaevine tıktığı suçsuzlardan biriydi Ayşe, Siyasi ve azılı teröristlerin yanına konuldu cezaevinde, iddiaya göre bir teröristte aşık oldu, çiçek gördü çünkü o teröristin elinde; kandırıldı, suça sürüklendi cezaevinde.. takıldı o teröristin peşine dağlara... çiçek demek, dağ demek, yeşil, doğa, ağaç demek özgürlüktür, sevgidir, yaşamdır.... Kod adını da "Destan Yörük" yaptı kendince.

Ben de bir Yörük(Türkmen) olarak bunu çok iyi bilirim, Yörüğün vatanı, toprağı cennetidir dağlar, sevgisi, aşkı yaşam biçimidir, geçmişi ve geleceğidir Türk milletinin. Yörüğü yerinden etmeye ferman çıkarmış padişaha: "Ferman padişahın ise, dağlar da bizimdir..." diyen Yörüklerdenim bende...

Gelelim bu noktada yine Kırmızı Fularlı Kız(Ayşe Deniz Karacagil)'a; Dağa çıkmış "Destan Yörük" kod adıyla!

Be güzel kızım hiç mi aklın çalışmadı, çalıştı da ancak bu kadar mı çalışabildi; Daha yörüğün ne olduğu bile bilmeden atalarına yaptığın ihanetin farkına bile varamadın mı? "Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez." diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hiç mi senin kulağında küpe olmadı.

Seni, yaşı küçük çocuklardan oluşan haremine aldıysa terörist başı Karayılan, bilesin ki boynuna taktığın Kırmızı Fular'ın Gezi Parkı'nda kandırılanların en önlerinde saf tuttuğunun vizesi olduğu içindir. O fulardan kendine don yapmaktan başka bir çare kalmadığı da malumdur artık.

Senin gibi dağda gezenlere yörük değil terörist denir, yörük değil, tecavüze uğrayan küçük kızların da bulunduğu o haremde ahlakını ve bedenini satmış bir oru..pu denir... Özgürlük savaşçısı diye kendini kandırmakla ruh ve beden sağlığını da satmış olursun, özgürlük değil seks kölesi olursun. Senden medet uman bir halk olduğunu sanar, kanarsın... Halkların kurtuluşu ve özgürlüğü adına savaştığını sanarsın, ama bir bakarsın 'Yılanların' fahişesi, oru..pusu olmuşsun. Binlerce yıldır Türk-Kürt özgürdür hürdür. sen kendin özgür müsün ona bak!

Küçük önemsiz ayrıntılarlar vaktinizi aldım, ama çerçevenin bütününü görmek gerekiyor...

Unutmadan: "teröristlerin mekanı dağlar değil, mezarlardır".